Marka Şirket Adına mı, Kurucu Adına mı Tescil Edilmeli?
Bir marka yaratırken çoğu kişi işin sadece isim ve logo tarafına odaklanır. Oysa çoğu zaman gözden kaçan bir soru vardır: Bu marka kimin adına tescil edilecek? Aslında bu, markanın ilerideki kaderini belirleyen en kritik kararlardan biridir.
Marka başvurusunu şirket adına da yapabilirsiniz, kurucunun ya da ortaklardan birinin adına da. İkisi de yasal olarak mümkün. Ama işin püf noktası şurada: Yanlış kişinin adına yapılan bir tescil, ortaklık bozulduğunda, şirket el değiştirdiğinde, yatırım aşamasında ya da markayı devretmek istediğinizde başınıza epey iş açabilir.
Peki marka şirket adına mı, kurucu adına mı tescil edilmelidir? Her işletme için geçerli tek bir cevap bulunmamakla birlikte, markayı fiilen hangi işletmenin kullandığı ve gelecekte nasıl değerlendirileceği bu kararda belirleyici olmalıdır.
Marka kimin adına tescil edilmelidir?
Eğer marka doğrudan şirketin işlerinde kullanılacaksa ve şirketin en değerli varlıklarından biri olacaksa, çoğu durumda başvuruyu şirket adına yapmak daha temiz ve sürdürülebilir bir yol.
Ama tablo her zaman böyle net değil. Şirket henüz kurulmadıysa, marka daha çok kişisel bir proje niteliğindeyse ya da ileride birden fazla şirkete lisanslamayı düşünüyorsanız, kurucu adına tescil de mantıklı olabilir.
Karar verilirken şu soruların yanıtlanması gerekir:
- Markayı ticari hayatta kim kullanacak?
- Reklam, üretim ve tanıtım yatırımlarını kim yapacak?
- Marka yalnızca bir şirkette mi kullanılacak?
- Şirkete yeni ortak veya yatırımcı alınacak mı?
- Franchise veya lisans sistemi kurulacak mı?
- Şirket satılırsa markanın da şirketle birlikte devredilmesi isteniyor mu?
- Kurucu şirketten ayrılırsa markanın geleceği ne olacak?
Gerçek kişiler marka sahibi olabilir mi?
Evet. Marka sahibi olabilmek için mutlaka şirket kurmak gerekmez.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında gerçek kişiler de tüzel kişiler de marka başvurusu yapabilir ve marka sahibi olabilir. Dolayısıyla şirket kurmadan önce bir girişimci kendi adına marka başvurusu gerçekleştirebilir.
Ancak gerçek kişi adına tescil edilen marka, sonradan kurulan şirkete otomatik olarak geçmez. Markanın şirket mülkiyetine geçirilmesi isteniyorsa ayrıca devir işlemi yapılması gerekir.
Şirketler marka sahibi olabilir mi?
Evet. Limited şirket, anonim şirket ve diğer tüzel kişiler kendi adlarına marka başvurusu yapabilir.
Şirket adına tescil edilen marka, şirketin mal varlığına dâhil olur. Şirket ortakları veya yöneticileri değişse bile marka sahibi kural olarak şirket olmaya devam eder.
Burada önemli bir ayrım bulunmaktadır:
- Şirketin hisselerinin devredilmesi, marka sahibini doğrudan değiştirmez. Şirket aynı tüzel kişilik olarak varlığını sürdürdüğü için marka şirket adına kayıtlı kalır.
- Markanın devredilmesi ise marka hakkının başka bir gerçek veya tüzel kişiye geçirilmesini sağlayan ayrı bir işlemdir.
Bu iki işlem birbirine karıştırılmamalıdır.
Marka şirket adına tescil edildiğinde ne olur?
Marka şirket adına tescil edildiğinde, marka hakkı şirketin mal varlığının bir parçası hâline gelir.
Bu yapının başlıca avantajları şunlardır:
1. Marka ile ticari faaliyet aynı yapıda toplanır
Markayı kullanan, ürün veya hizmetleri sunan, reklam harcamalarını yapan ve müşterilere fatura düzenleyen şirket ile marka sahibi aynı olur.
Bu durum marka kullanımının, yapılan yatırımların ve ticari belgelerin daha düzenli biçimde ilişkilendirilmesini sağlar.
2. Ortak değişikliklerinden marka sahipliği doğrudan etkilenmez
Şirket ortaklarından biri ayrıldığında marka kişisel olarak o ortakla birlikte gitmez. Marka, şirketin mal varlığında kalmaya devam eder.
Özellikle birden fazla ortaklı işletmelerde bu yapı, marka sahipliği konusunda sonradan ortaya çıkabilecek uyuşmazlık riskini azaltabilir.
3. Yatırım ve şirket satışı süreçleri kolaylaşabilir
Yatırımcılar ve şirketi satın almak isteyen kişiler, fikrî mülkiyet haklarının hangi kişi veya kuruluş adına kayıtlı olduğunu inceleyebilir.
Şirketin faaliyetleri açısından temel öneme sahip markanın kurucunun kişisel mülkiyetinde bulunması, yatırım veya şirket satın alma incelemelerinde ek sözleşmelere ve açıklamalara ihtiyaç doğurabilir.
Markanın şirket adına kayıtlı olması, marka ile şirket arasındaki mülkiyet ilişkisinin daha açık olmasını sağlar.
4. Franchise ve lisans süreçleri şirket üzerinden yönetilebilir
Şirket franchise verecek, bayilik sistemi kuracak veya markasını başka işletmelere kullandıracaksa lisans ilişkilerinin doğrudan şirket üzerinden yürütülmesi mümkün olur.
5. Markanın şirket değeri içerisindeki konumu belirginleşir
Marka, şirketin maddi olmayan varlıklarından biridir. Doğru yönetilen ve ticari değer kazanan bir marka; lisans, devir, yatırım ve şirket değerleme süreçlerinde önemli bir unsur hâline gelebilir.
Markanın şirket adına tescil edilmesinin riskleri var mı?
Şirket adına tescil, her durumda risksiz veya zorunlu bir tercih değildir.
Marka şirketin mal varlığına dâhil olduğunda şirketin ekonomik ve hukuki durumundan etkilenebilir. Şirketin sona ermesi, tasfiyesi, birleşmesi, bölünmesi, devri veya mali sorunlar yaşaması durumunda markanın durumu da ilgili süreç kapsamında değerlendirilir.
Bu nedenle birden fazla şirket tarafından kullanılacak veya kurucunun farklı girişimlerinde değerlendirilecek bir marka için hak sahipliği yapısı ayrıca planlanmalıdır.
Marka kurucu adına tescil edildiğinde ne olur?
Marka kurucu adına tescil edildiğinde, marka hakkı şirketin değil kurucunun kişisel mal varlığına dâhil olur.
Şirket markayı kullanıyor olsa bile sicildeki marka sahibi kurucudur. Bu durumda şirketin markayı hangi koşullarda kullandığının yazılı bir lisans sözleşmesiyle belirlenmesi önemlidir.
Kurucu adına tescilin tercih edilebileceği bazı durumlar şunlardır:
- Şirket henüz kurulmamışsa,
- Marka başlangıçta kişisel bir proje olarak geliştiriliyorsa,
- Kurucu markayı birden fazla şirkete kullandırmayı planlıyorsa,
- Marka ayrı bir fikrî mülkiyet yapısı altında yönetilecekse,
- Marka ile şirketin ekonomik olarak birbirinden ayrı tutulması bilinçli olarak planlanıyorsa.
Ancak bu yapı oluşturulurken şirketin marka üzerindeki kullanım yetkisi, lisansın kapsamı, süresi, bedeli, sona erme koşulları ve alt lisans hakkı açıkça düzenlenmelidir.
Kurucu adına marka tescilinin riskleri nelerdir?
1. Ortaklık sona erdiğinde marka şirketten ayrılabilir
Marka ortaklardan yalnızca birinin adına tescil edilmişse diğer ortakların şirkete emek veya sermaye koymuş olması onlara otomatik olarak marka sahipliği kazandırmaz.
Marka sahibi ortak şirketten ayrıldığında, şirketin aynı markayı kullanmaya devam edip edemeyeceği uyuşmazlık konusu olabilir.
2. Şirket markayı otomatik olarak kullanma hakkına sahip olmayabilir
Kurucunun aynı zamanda şirket ortağı veya yöneticisi olması, şirket ile kurucu arasındaki lisans ilişkisini gereksiz hâle getirmez.
Marka kurucuya aitken şirket tarafından kullanılıyorsa kullanım hakkının yazılı bir sözleşmeyle düzenlenmesi, tarafların hak ve yükümlülüklerini daha belirli hâle getirir.
3. Yatırımcılar marka devri veya uzun süreli lisans isteyebilir
Şirketin bütün ticari faaliyetleri belirli bir marka etrafında yürütülmesine rağmen marka kurucuya aitse yatırımcı açısından şirketin önemli bir varlığa doğrudan sahip olmadığı düşünülebilir.
Bu durumda yatırım öncesinde markanın şirkete devredilmesi veya şirkete kapsamlı bir lisans verilmesi talep edilebilir.
4. Kurucunun kişisel hukuki durumu markayı etkileyebilir
Kurucu adına kayıtlı marka, kurucunun kişisel mal varlığında yer alır. Kurucunun ölümü hâlinde marka miras hükümleri kapsamında değerlendirilir. Kurucunun kişisel borçları veya başka hukuki süreçleri de marka hakkı bakımından sonuç doğurabilir.
Her olayın kendi koşulları içinde incelenmesi gerekir.
5. Şirket satıldığında marka otomatik olarak satışa dâhil olmayabilir
Marka kurucunun kişisel mülkiyetindeyse şirket hisselerinin satılması, markayı kendiliğinden alıcıya veya şirkete geçirmez.
Markanın da satış kapsamında devredilmesi isteniyorsa bunun ayrıca sözleşmeye bağlanması ve gerekli devir işlemlerinin yapılması gerekir.
Şirket kurulmadan önce marka başvurusu yapılabilir mi?
Evet. Şirket kurulmadan önce kurucu kendi adına marka başvurusu yapabilir.
Daha sonra marka başvurusu veya tescilli marka şirkete devredilebilir. Ancak bu geçiş otomatik değildir. Devir işleminin mevzuata uygun biçimde yapılması ve Türk Patent ve Marka Kurumu siciline kaydedilmesi gerekir.
Markanın kurulacak şirkete ait olması baştan planlanıyorsa uygulanabilecek yöntemlerden biri şu şekilde olabilir:
- Kurucu şirket kurulmadan önce kendi adına marka başvurusu yapar.
- Şirket kurulduktan sonra marka başvurusu veya tescilli marka şirkete devredilir.
- Devir işlemi TÜRKPATENT siciline kaydedilir.
- Muhasebe ve vergisel sonuçlar ilgili uzmanlarla ayrıca değerlendirilir.
Marka devrinin usulü ve hazırlanacak belgeler, işlem tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre kontrol edilmelidir.
Marka devri nasıl yapılır?
Marka başvurusu veya tescilli marka başka bir gerçek ya da tüzel kişiye devredilebilir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca devir sözleşmesinin geçerliliği, sözleşmenin noter tarafından onaylanmış şekilde yapılmasına bağlıdır. Devrin sicile kaydedilebilmesi için de gerekli belgelerle Türk Patent ve Marka Kurumuna başvurulması gerekir.
Sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan haklar, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bu nedenle yalnızca taraflar arasında sözleşme imzalanmasıyla yetinilmemeli, sicil kayıt işlemi de tamamlanmalıdır.
Devir sözleşmesinde özellikle şu hususlar açık olmalıdır:
- Devreden ve devralanın bilgileri,
- Marka veya başvuru numarası,
- Devrin kapsamı,
- Devir bedeli ve ödeme koşulları,
- Devre dâhil edilen bağlantılı haklar,
- Devredenin beyan ve taahhütleri,
- Devam eden itiraz, dava veya uyuşmazlıkların durumu,
- Devir sonrası kullanım ve sorumluluklar.
Marka lisansı nedir?
Marka lisansı, marka sahibinin mülkiyeti devretmeden başka bir kişiye veya şirkete markayı kullanma yetkisi vermesidir.
Örneğin marka kurucu adına kayıtlı kalabilir, kurucunun şirketi ise marka lisansı aracılığıyla bu markayı kullanabilir.
Lisans sözleşmesinde şu konuların düzenlenmesi önemlidir:
- Lisansın inhisari olup olmadığı,
- Kullanım alanı,
- Kapsanan mal ve hizmetler,
- Coğrafi sınır,
- Lisans süresi,
- Lisans bedeli,
- Kalite standartları,
- Alt lisans hakkı,
- Markanın reklam ve tanıtımda kullanım şekli,
- Sözleşmenin sona erme koşulları,
- Marka ihlallerine karşı kimin işlem yapacağı.
Kanunda aksi kararlaştırılmadıkça lisansın inhisari olmadığı kabul edilir. Tarafların farklı bir yapı istemesi hâlinde bunun sözleşmede açıkça düzenlenmesi gerekir.
Marka birden fazla kurucu adına tescil edilebilir mi?
Bir markanın birden fazla kişi adına ortak hak sahipliğiyle tescil edilmesi mümkündür. Ancak bu yöntem, taraflar arasında ayrıntılı bir sözleşme bulunmadığında karar alma ve markanın kullanılması bakımından zorluklara neden olabilir.
Ortak hak sahipliği planlanıyorsa şu konular önceden belirlenmelidir:
- Markanın hangi işletmeler tarafından kullanılacağı,
- Marka başvurularının ve yenilemelerin nasıl yönetileceği,
- Masrafların kim tarafından karşılanacağı,
- Lisans ve devir kararlarının nasıl alınacağı,
- Ortaklardan birinin ayrılması hâlinde ne olacağı,
- Marka ihlallerine karşı kimin işlem yapacağı,
- Tarafların paylarını üçüncü kişilere devredip devredemeyeceği.
Sadece kişisel güvene dayanılarak yapılan ortak marka başvuruları, ileride ciddi uyuşmazlıklara dönüşebilir.
Hangi durumda şirket adına tescil daha uygun olabilir?
Aşağıdaki durumlarda marka başvurusunun şirket adına yapılması genellikle daha işlevsel bir yapı sağlayabilir:
- Marka yalnızca şirket tarafından kullanılacaksa,
- Marka şirketin ana ticari kimliğini oluşturuyorsa,
- Reklam ve ürün yatırımlarını şirket yapıyorsa,
- Şirkete yatırım alınması planlanıyorsa,
- Şirketin ileride satılması düşünülüyorsa,
- Franchise veya bayilik sistemi kurulacaksa,
- Birden fazla ortak bulunuyorsa,
- Marka şirket bilançosunda bir varlık olarak yönetilecekse.
Hangi durumda kurucu adına tescil düşünülebilir?
Aşağıdaki durumlarda kurucu adına başvuru yapılması değerlendirilebilir:
- Şirket henüz kurulmamışsa,
- Marka kişisel bir proje veya kişisel marka niteliğindeyse,
- Marka birden fazla şirkete lisanslanacaksa,
- Fikrî mülkiyet hakları ticari işletmeden ayrı yönetilecekse,
- Şirketin yapısı henüz kesinleşmemişse,
- Markanın gelecekte farklı girişimlerde kullanılması planlanıyorsa.
Ancak bu tercihin sonuçları şirketler hukuku, sözleşmeler, vergi, muhasebe ve miras planlaması yönünden ayrıca incelenmelidir.
Marka sahipliği belirlenirken yapılmaması gereken hatalar
Markayı ortaklardan birinin adına farkında olmadan tescil ettirmek
Başvuru işlemlerini takip eden kişinin marka sahibi olması gerektiği düşünülmemelidir. Başvuru sahibi, marka hakkının sahibi olacak kişi veya şirkettir.
Şirket kurulunca markanın otomatik olarak şirkete geçeceğini düşünmek
Kurucu adına yapılan başvuru veya tescil, şirket kurulduğunda kendiliğinden şirket mülkiyetine geçmez.
Sözlü anlaşmaya güvenmek
“Marka hepimizin” veya “Şirket kullanabilir” şeklindeki sözlü mutabakatlar, uyuşmazlık çıktığında tarafların haklarını belirlemek için yeterli olmayabilir.
Marka sahibi ile kullanan şirket arasında lisans düzenlememek
Marka bir kişiye, ticari kullanım ise şirkete aitse bu ilişkinin yazılı olarak düzenlenmesi gerekir.
Marka devrini sicile kaydettirmemek
Devir sözleşmesinin hazırlanması kadar devrin TÜRKPATENT siciline kaydedilmesi de önemlidir.
Yalnızca mevcut durumu düşünmek
Marka sahipliği belirlenirken yatırım, ortak değişikliği, şirket satışı, franchise, lisans, miras ve uluslararası büyüme planları birlikte değerlendirilmelidir.
Marka sahipliği için karar tablosu
| İşletmenin durumu | Değerlendirilebilecek yapı |
|---|---|
| Şirket henüz kurulmadı | Kurucu adına başvuru, şirket kurulduktan sonra devir |
| Marka yalnızca tek şirket tarafından kullanılacak | Şirket adına tescil |
| Birden fazla ortak var | Genellikle şirket adına tescil |
| Marka birden fazla şirkete kullandırılacak | Kurucu veya ayrı hak sahibi adına tescil ve lisans modeli |
| Yatırım alınması planlanıyor | Markanın şirket adına kayıtlı olması çoğu durumda daha düzenli olabilir |
| Kişisel marka veya kişi adı kullanılıyor | Gerçek kişi adına tescil değerlendirilebilir |
| Franchise sistemi kurulacak | Hak sahipliği ve lisans modeli birlikte planlanmalı |
| Şirket satılacak | Marka şirkete ait değilse ayrıca devir veya lisans düzenlenmeli |
Bu tablo genel bir yönlendirmedir. Her işletmenin ortaklık, vergi, yatırım ve büyüme yapısı farklıdır.
Sık sorulan sorular
Marka tescili için şirket kurmak zorunlu mu?
Hayır. Gerçek kişiler de kendi adlarına marka başvurusu yapabilir.
Kurucu adına tescilli marka şirket tarafından kullanılabilir mi?
Kullanım mümkündür ancak taraflar arasındaki kullanım yetkisinin, kapsamının ve koşullarının yazılı bir lisans sözleşmesiyle belirlenmesi daha güvenli olur.
Kurucu şirketten ayrılırsa marka şirkette kalır mı?
Marka kurucu adına kayıtlıysa kurucunun şirketten ayrılması markayı otomatik olarak şirkete geçirmez. Marka şirket adına kayıtlıysa, ortak değişikliği marka sahibini kendiliğinden değiştirmez.
Şirket hisseleri satıldığında marka da satılmış olur mu?
Marka şirket adına kayıtlıysa şirket aynı tüzel kişilik olarak marka sahibi olmaya devam eder. Marka kurucunun kişisel mülkiyetindeyse hisse satışı markayı otomatik olarak devretmez.
Marka sonradan şirkete devredilebilir mi?
Evet. Marka başvurusu veya tescilli marka, gerekli devir işlemleri yapılarak şirkete geçirilebilir.
Şirket kapandığında marka kurucuya geçer mi?
Hayır. Şirket adına kayıtlı marka, şirket sona erdiğinde kendiliğinden kurucuya geçmez. Markanın tasfiye sürecindeki durumu ayrıca ele alınmalı ve gerekiyorsa usulüne uygun devir yapılmalıdır.
Marka hem kurucu hem şirket adına tescil edilebilir mi?
Birden fazla hak sahibi bulunması mümkün olmakla birlikte ortak sahipliğin kullanım, lisans, devir ve karar alma koşulları ayrıntılı şekilde düzenlenmelidir.
Doğru marka sahibi, işletmenin gelecek planına göre belirlenmelidir
Markanın şirket veya kurucu adına tescil edilmesi konusunda her işletmeye uygulanabilecek tek bir doğru bulunmamaktadır.
Marka yalnızca şirketin faaliyetlerinde kullanılacak, şirketin ticari değerinin bir parçası olacak ve yatırım ya da satış süreçlerinde şirketle birlikte değerlendirilecekse şirket adına tescil çoğu durumda daha düzenli bir yapı sağlar.
Şirket henüz kurulmamışsa, marka kişisel bir proje niteliğindeyse veya birden fazla işletmeye lisanslanacaksa kurucu adına tescil de planlanabilir. Ancak bu durumda marka ile şirket arasındaki kullanım ilişkisi yazılı sözleşmelerle açıkça düzenlenmelidir.
Başvurudan önce hak sahibinin yanlış belirlenmesi, sonradan devir, lisans, ortaklık ve yatırım süreçlerinde ek maliyetlere ve uyuşmazlıklara neden olabilir.
Doruk Patent olarak 20 yılı aşkın süredir işletmelerin marka araştırması, marka tescili, devir, lisans, marka takibi ve yurt dışı tescil süreçlerinde stratejik danışmanlık sunuyoruz. Markanızın şirket veya kurucu adına tescil edilmesine karar vermeden önce işletmenize uygun hak sahipliği yapısının değerlendirilmesi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki, mali veya vergisel görüş niteliğinde değildir. Marka sahipliği ve sözleşme yapısı her işletmenin ortaklık, yatırım ve ticari planlarına göre ayrıca değerlendirilmelidir.