Global Pazarda Markanızı Korumak Lüks Mü, İhtiyaç Mı?

Günümüz iş dünyasında dijitalleşmenin ve e-ihracatın hız kazanması, yerel işletmelerin dahi bir gecede
küresel pazarlara açılmasını mümkün kıldı. Ancak küreselleşme, beraberinde ciddi bir hukuki sorumluluğu da
getiriyor: Marka koruması. Birçok girişimci, Türkiye’de aldıkları marka tescilinin tüm dünyada geçerli olduğunu
düşünerek büyük bir yanılgıya düşüyor. Oysa sınai mülkiyet haklarında “ülkesellik” ilkesi geçerlidir. Yani,
markanız yalnızca tescil edildiği ülkenin sınırları içinde yasal koruma altındadır.

Peki, ürün ya da hizmetlerinizi birden fazla ülkede koruma altına almak için her ülkenin patent ofisine ayrı ayrı
gidip, yerel dillerde formlar doldurup, ayrı ayrı vekillerle mi çalışmalısınız? Neyse ki bu karmaşık ve yüksek
maliyetli sürecin çok daha efektif bir alternatifi var: Madrid Protokolü.

Madrid Protokolü Nedir?

Madrid Protokolü, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) tarafından yönetilen ve üye ülkeler arasında tek bir
merkezden, tek bir dilde (İngilizce, Fransızca veya İspanyolca) ve tek bir para birimiyle (İsviçre Frangı – CHF)
uluslararası marka tescili yapılmasını sağlayan küresel bir sistemdir. Türkiye’nin de 1999 yılından bu yana
taraf olduğu bu sistem, günümüzde 130’dan fazla ülkeyi kapsayan devasa bir koruma ağı sunmaktadır.

Önemli Not: Madrid Sistemi bir “dünya markası” yaratmaz. Sadece, tek bir merkezden yaptığınız
başvuruyla seçtiğiniz ülkelerin patent ofislerine sizin adınıza dağıtım yapar. Her ülkenin kendi
mevzuatına göre inceleme hakkı saklıdır.

Madrid Sistemi ile Uluslararası Marka Tescilinin Avantajları

Klasik (Geleneksel) yol ile her ülkede ayrı başvuru yapmak yerine Madrid Protokolü’nü tercih etmenin
işletmelere sağladığı başlıca avantajlar şunlardır:

  • Maliyet Avantajı: Her ülkede ayrı bir yerel marka vekili tutma zorunluluğunu ortadan kaldırır. Tek bir
    vekalet ücreti ve tek bir dosya harcı ile süreç yönetilir.
  • Operasyonel Kolaylık: Onlarca farklı dilde form doldurmak yerine tek bir dil ve tek bir başvuru formu ile işlemler tamamlanır.
  • Kolay Yönetim ve Yenileme: İlerleyen yıllarda adres değişikliği, unvan değişikliği, devir veya markayenileme gibi işlemler tek bir sicil kaydı üzerinden tüm ülkeler için aynı anda yapılabilir.
  • Sonradan Ülke Ekleme (Bölgesel Genişleme): Markanızı tescil ettirdikten sonra yeni bir ülkeye ihracatamı başladınız? Mevcut uluslararası tescilinize “Sonradan Coğrafi Genişleme” (Subsequent Designation)yaparak yeni ülkeleri sisteme kolayca dahil edebilirsiniz.

Madrid Protokolü Başvuru Şartları Nelerdir?

Madrid Sistemi’nden yararlanabilmek için yerine getirilmesi gereken temel bir ön şart bulunmaktadır. Sisteme
başvuracak kişilerin veya firmaların, kendi ülkelerinde (menşe ofis) aktif bir marka korumasına sahip olmaları
gerekir. Türkiye’den yapılacak başvurular için:
1. Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tescilli bir markanızın olması VEYA,
2. En azından yapılmış ve süreç aşamasında olan aktif bir marka başvurunuzun bulunması zorunludur.

Bu temel başvuru (menşe başvuru) olmadan doğrudan WIPO üzerinden Madrid tescili başlatılamaz.

Geleneksel Yöntem vs. Madrid Protokolü Karşılaştırması

Yurtdışı marka tescili yaparken önünüzde iki temel yol bulunur. İşte bu iki yöntemin karşılaştırması:

  • Başvuru Dili: Geleneksel yöntemde her ülkenin kendi resmi dilinde başvuru yapmanız gerekirken; Madrid Protokolü sisteminde tek bir dille (İngilizce, Fransızca veya İspanyolca) sürecinizi yürütebilirsiniz.

  • Yerel Vekil İhtiyacı: Geleneksel yöntemde her ülkede ayrı bir yerel marka vekili tutmanız zorunludur. Madrid Protokolü sisteminde ise ilk başvuru aşamasında yerel vekile ihtiyaç duymazsınız (yalnızca ülkelerden ret gelirse o ülkenin vekiliyle çalışılır).

  • Yenileme ve Yönetim: Geleneksel yöntemde her ülke için ayrı ayrı tescil takibi ve ayrı ücret ödemesi yapmanız gerekir. Madrid Protokolü’nde ise tüm markalarınızı WIPO üzerinden, tek bir merkezden kolayca yönetirsiniz.

  • Maliyet: Geleneksel yöntemde ülke sayısı arttıkça maliyetleriniz katlanarak çok yüksek seviyelere ulaşır. Madrid Protokolü sistemi ise toplu başvurularda yüksek oranda tasarruflu ve bütçe dostudur.

Uluslararası Tescilde “Bağımlılık” Süresi Nedir? (5 Yıl Kuralı)

Madrid Protokolü ile tescil sürecine giren markaların bilmesi gereken en kritik hukuki detaylardan biri
“bağımlılık” ilkesidir. Uluslararası marka tesciliniz, tescil tarihinden itibaren 5 yıl boyunca Türkiye’deki asıl
(menşe) markanıza göbekten bağlıdır.
Eğer ilk 5 yıl içinde Türkiye’deki markanız reddedilir, hükümsüz kılınır, geri çekilir veya iptal edilirse, Madrid
Protokolü kapsamında yurt dışında tescil ettirdiğiniz tüm ülkelerdeki koruma da otomatik olarak geçerliliğini kaybeder. Bu nedenle, uluslararası tescile çıkmadan önce Türkiye’deki markanızın hukuki olarak ne kadar
güçlü olduğunu analiz etmek hayati önem taşır.

Doruk Patent ile Global Pazarda Güvendesiniz

Yurtdışına açılmak, markanız için harika bir büyüme adımıdır ancak fikri haklarınızı geride bırakmak, tüm
emeğinizin başka ülkelerdeki yerel taklitçiler tarafından tescillenmesi riskini doğurur. Madrid Protokolü, doğru
kurgulanmış bir stratejiyle şirketinize binlerce euro tasarruf ettirebilir.
Doruk Patent olarak, markanızın yurtdışı tescil potansiyelini önceden analiz ediyor, riskleri minimize ediyor ve
Madrid Protokolü başvurularınızı baştan sona profesyonelce yönetiyoruz. Küresel pazarda yerinizi almadan
önce gelin, markanızı birlikte koruyalım.